SCImago Journal & Country Rank
This journal is a member of, and subscribes to the principles of, the Committee on Publication Ethics (COPE)
1999, Cilt 16, Sayı 1, Sayfa(lar) 031-032
[ Abstract ] [ PDF ] [ E-Mail to Editor ]
Papillary endothelial hyperplasia developing in Hurtle cell adenoma of thyroid
Nazan Bozdoğan1, Arzu Ensari1
1Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı

Papillary endothelial hyperplasia developing in j33 cell adenoma of thyroid Papillary endothelial hyperplasia is a benign and reactive lesion which is also known as “Masson”s pseudoangioma, intravascular angiomatosis, intravascular endothelial proliferation”. Although this lesion is most commonly located on the head and neck, it can be seen in various parts of the body. Etiologically three different forms of this lesion have been described; pure form develops in dilated vessels, mixed form accompanies with other vascular lesions and indetermined form with an unknown etiology. In this paper a case of 40 year old woman presenting with a papillary endothelial hyperplasia developing in Hürtle cell adenoma of thyroid has been presented.

Introduction
Papiller endotelyal hiperplazi (PEH), histopatolojik olarak tümör benzeri lezyon oluşturan bir endotelyal proliferasyondur. İntravasküler olarak damar endotelinden gelişen şekli hemoroid, üretral karünkül, laringeal polip ya da hemanjiom zemininde ortaya çıkabilmektedir (1). Ekstravasküler formu ise genellikle hematom organizasyonu sonucu gelişmektedir (2). PEH etyolojisinde travmanın rolünü destekleyen pekçok görüş vardır (3-7). Bu makalede ender bir kombinasyon olması nedeniyle tiroid Hürtle hücreli adenomu zemininde gelişen bir papiller endotelyal hiperplazi olgusu sunulmuştur.
  • Top
  • Abstract
  • Introduction
  • Case Presentation
  • Disscussion
  • References
  • Case Presentation
    Bu makalede sunulan 40 yaşındaki hastanın fizik muayenesinde tiroid sol lobunda bir nodül saptanmış ve ultrasonografik incelemede bunun en geniş çapı 5 cm olan solid bir lezyon olduğu görülmüştür. Bunun üzerine hastaya ince iğne aspirasyon biopsisi (İİAB) yapılmış ve sitolojik incelemede sadece birkaç adet tiroid follikül epitel hücresi izlenmiştir. İİAB’den 15 gün sonra hastaya sağ subtotal, sol total tiroidektomi uygulanmıştır. Patolojik inceleme için gönderilen materyalin makroskobik incelemesinde tiroid sol lobunda 5x4x3 cm boyutlarında ortası kanamalı kolloid içermeyen, enkapsüle nodüler lezyon görülmüştür. Bu nodülün mikroskobik incelemesinde santral kısım dışında geniş eozinofilik, granüler sitoplazmalı yuvarlak oval nükleuslu onkositik hücrelerden oluştuğu gözlenmiştir. Lezyonun kanamalı alanlarına ait kesitlerde ise kanama içerisinde tek sıra endotel benzeri hücrelerle döşeli yer yer anastomozlaşan yarıklar ve papiller yapılar görülmüştür (resim 1)

    Bu papiller yapıların santralinde genellikle hyalinizas-yon alanları olduğu gözlenmiştir. Nodül tümüyle ince fibröz dokudan oluşan bir kapsülle sarılıdır.

    FVIII-Related antigen (YLEM, 1/10) ile yapılan immünohistokimyasal incelemede tanımlanan papiller yapıları döşeyen endotel benzeri hücrelerin diffüz sitoplazmik boyanma gösterdiği, ancak aynı hücrelerin tiroglobulin (DAKO, prediluted) ile boyanmadıkları saptanmıştır.

    Bu bulgularla olgu papiller endotelyal hiperplazi alanları bulunduran Hürtle hücreli adenoma tanısı almıştır.


    Click Here to Zoom
    Şekil 1:

  • Top
  • Abstract
  • Introduction
  • Case Presentation
  • Disscussion
  • References
  • Discussion
    Papiller endotelyal hiperplazi ilk kez 1923 yılında Masson tarafından “vejetan intravasküler hemanjioendotelyoma” olarak tanımlanmış ve gerçek bir tümör olarak kabul edilmiştir. Daha sonra Salyer, bu antitenin trombüs organizasyonuna sekonder olarak gelişen bir lezyon olduğunu belirtmiştir (3). İlk kez 1976 yılında Celarkin ve Enzinger “intravasküler papiller endotelyal hiperplazi” terimini kullanmışlardır (4). Hashimoto 1983 yılında 91 olguluk en büyük intravasküler papiller endotelyal hiperplazi serisini yayınlamış ve olguları dilate damarlar içerisinde gelişen endotelyal proliferasyon (pür form), önceden var olan anjiomatöz lezyonlar içinde görülen proliferasyon (mikst form) ve nedeni bilinmeyen (indetermined form) olmak üzere 3 gruba ayırmıştır (8). Enzinger bu gruplara ek olarak lezyonun nadiren bir hematomun organizasyonu sonucu ekstravasküler olarak da görülebileceğini bildirmiştir (2). Ekstravasküler formun çevresinde bir damar duvarı bulunmadığından tanısı daha güç olmaktadır. Bu çalışmada sunulan olgu, ekstravasküler olarak hematom içerisinde gelişen bir PEH örneğidir. Lezyon sıklıkla baş, boyun, parmak yada gövdenin dilate venöz alanlarında görülen kırmızı-mor subkutan nodüller halinde ortaya çıkmaktadır. Subkutan lokalizasyon sık olmasına rağmen literatürde farinks, mandibula, pulmoner arter, meme, adrenel gland, jejunum, iskelet kası, kranial çatı, vena kava superior, vena jugularis eksterna, sinovia, üretra, böbrek ve servikste de görüldüğü bildirilmiştir (2). Literatür araştırması sonucu tiroidde tanımlanmış yanlızca iki PEH olgusu saptanmıştır (2). Bunlardan biri Hürtle hücreli neoplazi zemininde İİAB uygulamasını izleyerek gelişmiştir (5). Bu gelişim paterni burada sunulan olguda da izlenmiştir, hastaya preoperatuvar İİAB uygulanmış ve operasyon materyalinin patolojik incelemesi souncu tiroidde Hürtle hücreli adenom saptanmıştır. Bu durum lezyonun etyopatogenezinde travmanın rolünü desteklemesi açısından önemlidir. Literatürdeki olgularda İİAB uygulaması ile PEH gelişimi açısından geçen süre, olgulara multipl aspirasyon uygulandığı ve lezyonun hangisinden sonra geliştiği bilinmediği için net olarak belirtilmemiştir (4). Bizim olgumuzda ise bu süre 15 gün gibi kısa bir süredir. Tiroidde ince iğne aspirasyon biyopsisine bağlı değişiklikler arasında papiller endotelyal hiperplazi dışında, hemoraji, folliküler destrüksiyon, granülasyon dokusu oluşumu, fibrozis, kapsüler distorsiyon ve follikül epitelinde metaplazi, atipi bulguları sayılabilir (5). Sunulan olguda bu bulgulara rastlanmamıştır. Ancak ince iğne aspirasyon biyopsisi sonucu ortaya çıkan posttravmatik hemorajinin rezorbsiyon organizasyon sürecinin PEH gelişiminden sorumlu olduğu düşünülmüştür. Tiroidde tanımladığımız bu lezyonun tiroidin diğer papiller lezyonlarından ayrılmasında, immünohistokimyasal olarak FVIII-RAg ekspresyonunun, papiller yapıları döşeyen hücrelerde gösterilmesi önemlidir. Bizim olgumuzda da FVIII-RAg ile papiller yapıları döşeyen hücrelerde diffüz boyanma saptanmıştır.
  • Top
  • Abstract
  • Introduction
  • Case Presentation
  • Discussion
  • References
  • References
      1. Kuo TT, Sayers P, Rosai J. Masson's “Vegetant intravascular hemangioendothelioma”: Aesion often mistaken for angisarcoma. Cancer 1995; 28: 1227-1236.
      2. Enzinger FL, Weiss SW. Soft tissue tumors. Third edition. St. Louis: Mosby; 1995; 615-619,
      3. Salyer VW, Salyer DC. Intravascular angiomatosis; development and distinction from angiorsarcoma. Cancer 1975; 36: 995-1001.
      4. Clearkin KP, Enzinger FM. Intravascular papillary endothelial hyperplasio. Arch Patho Lab Med 1976; 100: 441-444.
      5. Constantine AA, Maria JM, Kenneth Ain, Jeffrey An. Papillary endothelial hyperplasia in thyroid following fine needle aspiration. Arch Pathol Lab Med 1991; 115. 240-242, 1991.
      6. Sertçelik A, Ensari A, Çakıroğlu E, Güngör S. İntravasküler papiller endotelial hiperplazi. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası 1989; 42. 51-56.
      7. Miyamato H, Nagatani T, Mohri S, Nakajima H. Intarvascular papillary endothelial hyperplasia. Clin Exp Dermatol 1988; 13: 411-415.
      8. Hashimoto H, Daimaru Y, Enjoj M. Intravascular papillary endothelial hyperplasia. Am J Dermatopathol 1983; 5: 539-546.
    • Top
    • Abstract
    • Introduction
    • Case Presentation
    • Discussion
    • References
    • [ Top ] [ Abstract ] [ PDF ] [ E-Mail to Editor ]